Kayıtlar

2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gezi Olayları Avrupa işi mi?

  "Gezi Olayları"nı; hem bir siyaset bilimci olarak Türkiye'nin temel sapaklarından biri; "hem de kişisel tarihimin bir muamması olarak" yıllardır anlamaya çalıştığımı bilenler bilir. 3-4 yıl evvel de yazmıştım: "Hep, ABD'nin bu işi kotardığını düşünüyoruz. Acaba, ABD burada, aslında engellemeye çalışan olabilir mi?" diye. Gezi Olayları'nın, bir Avrupa işi olduğuna az önce neredeyse kesin bir şekilde kani oldum. Youtube'un önüme çıkardığı, merhum Mahir Kaynak'ın, 2010'daki bir konuşmasında, aslında mesaj veriliyordu: Mahir Hoca mealen şöyle diyordu: "ABD, Türkiye'yi bölgede bir vekil güç olarak kullanmak istiyor. Bunun için de resmi ideolojisini ve anlayışını değiştirmek ve bölgede hakim kılmak istiyor. (Modern vatandaşlık ve üniter devlet tanımı yerine Osmanlı'ya daha yakın bir anlayış istendiğini ima ediyor)". "Avrupa ise, Türkiye'yi doğusundan bölerek; homojen, kültür düzeyi daha yüksek ve nüfusu; dolay...
Genç bir çocuk 15-20 yıl evvel, üstünde "Ben bile daha iyi yönetirim" yazan bir eşek ile ve ekibi ile birlikte İstanbul'da dolaştı. AKP iktidarda idi. Ne oldu? O çocuğu ve ekibini AKP'ye aldılar. Bugün olan bitenin, son 22-23 yıldır AK Parti politikalarının doğal sonucu olduğunu son 20 yıldır kaç kez yazdığımı hatırlamıyorum. Sadece çoluk çocuk değil. Kelli felli, hatta sözde PhD'li akademisyenler bile, hakikati görmek istemiyo;, "taraftar gözlüğü" baktığından dolayı, "tuttuğu tarafın sorumlu tutulmaması adına" fikir belirtiyor. Vallahi yazdım! Onlarca kez yazdım. Ekonomi A101 dersi alan, biraz Keynezyen ekonomi bilen; ama Keynezyen ekonominin sadece borca; alınan borcun da sisteme sokulması için Bankacılık Sistemi'ne; iç ekonominin bankacılık sisteminin pompaladığı krediler ile çevrilebilmesi için ise inşaat sektörü ile kullanılmasının sonunun ne olacağını yıllar içinde kaç kere yazdım! Ama hayır! "Propaganda" ve "büyük yala...
Gezi Olayları, 1968 Baharı ve "İçerden esir Fransa ile Türkiye" Savunma Sanayi'mizdeki gelişmeler göğsümü kabartıyor. Hatırlatmanın tam zamanı: Türkiye'yi, "aynen" Fransa'nın gelişme çizgisine oturttu global sistem. Aynen! Bir yandan teknoloji transfer ediliyor ve havacılık/savunma sanayinde büyük gelişmelere izin veriliyor! Bir yandan, "ülke içerden teslim alınıyor"! Aynen De Gaulle Liderliği'ndeki Fransa'ya 1960 sonrasında olanlar oluyor Türkiye'ye! Fransa'nın 1968 Olayları'nı kimi cahiller "kendiliğinden gelişmiş bir halk hareketi" zanneder. Ki gençliğimde ben de bunlardan biriydim; bu konuda erken yaşta bir iki kitap okuyana kadar. Sonra, rivayete göre "Bir hatta iki uçak dolusu Amerikan Dolarını ABD'ye götürüp altın karşılığını talep eden De Gaulle'e", ABD Başkanı'nın, "Gişe kapandı" yanıtını verdiğini ve De Gaulle'e 50'den fazla suikast girişiminde bulunulmasının yanıs...
  Üniversite ortasına kadar evvel ciddi Kemalist idim. "YÖN'cü" idim! Beni yetiştiren en iyi hocalarım ekseri kemalist idi. Galatasaray Üniversitesi'nde "Atatürkçü Düşünce Kulübü" kurma fikrini ilk ortaya atan ve bu konuda girişimlerde bulunan kişiyim. Bir "kişi kültü" yaratılması ve gereğinden fazla otoriter eğilimler beni Kemalizm'e karşı çok tepkili hale getirdi. Fakat asla ilkelerine değil! Temelde; Atatürk'ün hem kişisel; hem ilkesel pek çok özelliğini savunurum. "tam bağımsızlık"; "özgürlük aşkı"; abartmamak ve yerinde kullanılması şartıyla "devletçilik" ve elbette olmazsa olmaz, Atatürk'ün en büyük başarısı ve mirası olan Cumhuriyetçilik ve hatta "bir ölçüde" laiklik! Laiklik anlayışındaki katılık; belki uygulamadan ileri gelen abartılar ve bir dizi başka olgu yüzünden "Kemalistim" demekten utanır; Kemalizme şiddetle muhalefet eder oldum. Bunları neden yazma ihtiyacı duydum? A...