Kayıtlar

Gezi Olayları, 1968 Baharı ve "İçerden esir Fransa ile Türkiye" Savunma Sanayi'mizdeki gelişmeler göğsümü kabartıyor. Hatırlatmanın tam zamanı: Türkiye'yi, "aynen" Fransa'nın gelişme çizgisine oturttu global sistem. Aynen! Bir yandan teknoloji transfer ediliyor ve havacılık/savunma sanayinde büyük gelişmelere izin veriliyor! Bir yandan, "ülke içerden teslim alınıyor"! Aynen De Gaulle Liderliği'ndeki Fransa'ya 1960 sonrasında olanlar oluyor Türkiye'ye! Fransa'nın 1968 Olayları'nı kimi cahiller "kendiliğinden gelişmiş bir halk hareketi" zanneder. Ki gençliğimde ben de bunlardan biriydim; bu konuda erken yaşta bir iki kitap okuyana kadar. Sonra, rivayete göre "Bir hatta iki uçak dolusu Amerikan Dolarını ABD'ye götürüp altın karşılığını talep eden De Gaulle'e", ABD Başkanı'nın, "Gişe kapandı" yanıtını verdiğini ve De Gaulle'e 50'den fazla suikast girişiminde bulunulmasının yanıs...
  Üniversite ortasına kadar evvel ciddi Kemalist idim. "YÖN'cü" idim! Beni yetiştiren en iyi hocalarım ekseri kemalist idi. Galatasaray Üniversitesi'nde "Atatürkçü Düşünce Kulübü" kurma fikrini ilk ortaya atan ve bu konuda girişimlerde bulunan kişiyim. Bir "kişi kültü" yaratılması ve gereğinden fazla otoriter eğilimler beni Kemalizm'e karşı çok tepkili hale getirdi. Fakat asla ilkelerine değil! Temelde; Atatürk'ün hem kişisel; hem ilkesel pek çok özelliğini savunurum. "tam bağımsızlık"; "özgürlük aşkı"; abartmamak ve yerinde kullanılması şartıyla "devletçilik" ve elbette olmazsa olmaz, Atatürk'ün en büyük başarısı ve mirası olan Cumhuriyetçilik ve hatta "bir ölçüde" laiklik! Laiklik anlayışındaki katılık; belki uygulamadan ileri gelen abartılar ve bir dizi başka olgu yüzünden "Kemalistim" demekten utanır; Kemalizme şiddetle muhalefet eder oldum. Bunları neden yazma ihtiyacı duydum? A...